Şubat, 2012 ayındaki güncellemeler Yorumları Göster/Gizle | Klavye Kısayolları

  • admin 18:43 - 27 February 2012 Permalink | Cevapla
    Etiketler: Ashley Crow, Britt Robertson, Cassie, Claire, gençlik dizisi, Hayden Panettiere, Heroes, Prison Break, Secret Circle   

    Claire vs. Cassie 

    Heroes diye bir dizi vardı hatırlar mısınız? Çok iyi başlayan ve güncel olarak takip ettiğim bana göre çok iyi bir diziydi. 2. sezon Amerikan Senaryo Yazarları Birliği’nin yaptığı grevle birlikte gümbürtüye giden, bir daha da kendini zor toparlayan kısmetsiz bir dizi olarak tarihin tozlu raflarında yerini almıştı. İlk sezonunun başarısıyla birlikte 2. sezondan sonra dizinin içerisindeki karikatürlerin de ayrıca bir çizgi dizi olarak sunulacağı açıklanmıştı. Bu mükemmel bir haberdi. Fakat o dönem grev bir çok diziyi etkilediği gibi (Bakınız: Prison Break) bu dizi de 2. sezonu 11 bölümle tamamlamak zorunda kaldı. Ve grev bittikten sonra senaryo olmadan hiç bir dizi olmayacağını kanıtlayan senaristler sayesinde beli bükülen Heroes ekibi çizgi diziyi iptal ettiklerini ama 3. sezona başlayacaklarını duyurmuşlardı.

    3. sezon büyük bir senaryo aksamasıyla başladı, derken konuyu toparlanması zor olmuştu. 4. sezona kadar anca oturmuştu senaryo, bunun için yeni bir çok karakter, yeni konular ilave edilmişti, çok da güzel gidiyordu ama ana konudan çok uzaklaşmaları, bir çok açık (gizemli) konuyu kapatmadan yeni konular açmaları canımızı sıkmıştı. 4. sezon 19. bölümde öylesine bitti. Hem üzüldük, hem bitti diye sevindik…

    Şimdi karşımızda Secret Circle diye bir dizi var. Aslında baktığınızda Heroes ile birçok ortak noktası var. Başrol çıtır hatun karakterlerinin birbirlerine benzemesini geçtim, Heroes’ta Claire’in (Hayden Panettiere) annesi Sandra Bennet (Ashley Crow) bu sefer karşımızda Cassie’nin (Britt Robertson) anneannesi Jane Blake olarak karşımızda.

    Hem oyuncuların benzerlikleri hem de yine anne / anneanne olarak aynı evde olmaları ister istemez Heroes dizisini anımsatmaya başladı bana. Zaten senaryoda da ortak konular var. İki dizide de gençlerin aileleri güçlerini kullanmamaya başlamış, eskiden büyük bir olay olmuş, çocuklarını korumaya başlıyorlar. Büyüklerden hala kötülüğe devam eden var, gençlere yardım eden var. Sadece bu güçler birinde özel yetenek olarak kullanılabilirken, diğerinde özel güç olarak kullanılabiliyor.

    Hayden Panettiere mi daha güzel yoksa Britt Robertson mı daha güzel ben karar veremedim. Ama ikisinin de oyunculuk yetenekleri bana göre çok kötü. Bu yüzden “gençlik dizisi” damgası yiyiyorlar. Ama Heroes’u izledim, güzel bir diziydi. Şimdi de Secret Circle’a başladık bakalım, inşallah sonu benzemez ve izlenmeye değer bir dizi çıkar ortaya.

     
    • krsnsk 19:17 - 27 Şubat 2012 Permalink

      Hayden daha bi çıtır sanki?

    • Şüheda 19:41 - 09 Mart 2012 Permalink

      Bence Britt Robertson daha güzel.Ama buraya koyduğun fotoğrafta Hayden daha güzel çıkmış çünkü Hayden burada makyajlı ve fotoğrafın kalitesi diğerine göre daha iyi.

    • Ozan 12:00 - 25 Mart 2012 Permalink

      Hadi hayırlısı güzel bir tespit olmuş

  • admin 18:49 - 04 February 2012 Permalink | Cevapla
    Etiketler: gece çalışmak mı daha iyi, gündüz çalışmak mı daha iyi, mesai, mesai saatleri   

    Gece çalışmak mı, gündüz çalışmak mı? 

    Ezgi doğduğundan beri bir baba olarak, sorumluluklarım sebebiyle normal insanlar gibi normal mesai saatlerinde çalışıyorum. Arkadaşlarım da bilirler ki bunun öncesinde sürekli gece çalışan biriydim. Gece çalıştığım süre boyunca (bu süreç yaklaşık olarak 5 yıla denk geliyor) haliyle bütün sosyal çevrem hep gece çalışanlardan oluşuyordu. Tabi gecenin bir yarısı her yer kapalı olduğu için bir kafede buluşmak, misafirliğe gitmek gibi gerçek anlamda bir sosyal çevremin olduğu söyleyenemez, sadece e-sosyal çevrem vardı. Bu da tabi normal insanlara göre beni a-sosyal yapıyordu. Çünkü normal insanlar hayata başladığı noktada ben uyuyordum ve onlar yataklarına girdiklerinde ben çalışıyordum. Haliyle normal insanlarla hiç ilgi-alakam yoktu. Güneşi görmedikçe, normal insanları da hiç görmedim. Bu süreçte en hoşuma giden zaman, sabah uyumayıp, şehrin en kalabalık noktasında saatlerce oturup insanları izlemekti. Yoğun bir gecenin ardından bu bana büyük bir ödül gibi geliyordu. Gerçek sosyal çevremle ise görüşmeye pek imkanım olmuyordu, çünkü onlarla görüşebileceğim saatlerde, yani onlar işlerinden çıktıkları zamanda ben işe başlıyordum. Bunun zor bir durum olduğunu sanabilirsiniz ama bence en iyi çalışma yöntemi bana göre gece çalışmaktı. Çünkü odaklandığım bir işim vardı ve odak noktamın dağılmasını istemiyordum. En iyi odaklandığım zaman ise geceydi. Çünkü kapım çalmıyor, telefonla kimse aramıyordu. En önemlisi şehrin kuru gürültüsü yoktu, korna sesi yoktu, motor sesi beynimi .ikmiyordu…vs. Yani daha iyi konsantre olabiliyordum.

    Gece çalıştığım 5 yıllık sürecin, 2 yılını evde home-office çalışarak, 3 yılını da bir ofis işleterek geçirdim. Aslında ilk 2 yıldan sonra, artık normal insanlar gibi yaşamak istediğim için ofis şartlarına bağımlı kalmak adına bir ofis açmıştım. Ama 7 kişinin çalıştığı bir ofiste konsantre olmak çok zordu. Gelen telefonlar, müşteriler, misafirler derken çalışmak ne mümkün. En basiti öğle vakti ne yesek diye düşünülmesi bile bir dertti benim için. Bir arkadaşınız ziyaret ettiği zaman, git diyemedikçe sizin mesainizden çalması da sorundu benim için. Bu yüzden hep “iş”ime yarayacak kişilerle arkadaşlık yapıyorum artık. Hayır çıkarcı olarak tanımlayamazsınız beni. Facebookta komik video paylaşan arkadaşınızla ofisinizde geyik yapmayı mı istersiniz, yoksa Twitter’da bir makale paylaşan arkadaşınızla, o makale hakkında tartışmayı mı istersiniz? Odaklandığınız bir iş olduğu sürece, geyik yapmak hep vakit kaybıdır. Tamam insanın hoş sohbete de ihtiyacı vardır ama mesai saatlerinde bu olmamalıdır. Ama zaten odaklanmamışsanız, o ofiste sadece iş olsun diye duruyorsanız, geyik yapmak sizin hakkınız. Ne kadar da güzel mesai dolduruyorsunuzdur.

    Ofisi açtığım ilk bir kaç ay düzenli mesaiyi denememe rağmen, bu bahsettiğim bütün dış etkenler yine beni gece çalışmaya itmişti. Sürekli normal insanlar gibi yaşamak istesem de, odaklandığım iş için harcamam gereken mesai için en uygun zamanın gece olduğunu gördüm. Evet gece sessizdi ve sizi rahatsız edecek hiç birşey yoktu hayatınızda. Ve daha da fazlası, şöyle bir çalışma şeklim vardı:

    Normal mesai saatlerinde çalışan kişiler, mesailerini bitirdikten sonra bütün işleri ben devralıyordum. Bütün işleri toparlayıp, üzerine çalışmaya başlıyordum. Son olarak sabah saatlerinde ise işleri bir güzel havuzda biriktirip, kimin üzerine ne katması gerektiğine dair masalarına ufak notlar bırakarak evime gidiyordum. Yani ilk işim günü kontrol edip, doğru yola sokmak, sonrasında ise üzerine birşeyler katmak ve ertesi günü planlayıp devretmek oluyordu. Böylelikle ofiste daha fazla çalışılıyor ve işler daha hızlı ilerliyordu. Herkesin ortak sürede mesai yapması için bir kişinin kontrol mekanizması olması, denetlemesi ve planlaması ve işleri paylaştırması gerekiyordu ama bir kişi daha çalıştırmak için gerekli unsurlara henüz sahip değildik. Bunu benim üstlenmem, hem işin sahibi olarak daha doğru yolda ilerlememize neden oluyordu, hem de gece çalıştığım için daha huzurlu oluyordum. Bu işleri, normal mesai saatlerinde de yapabilirdim ama bu sefer hayal dünyam körelir ve yaratıcı biri olamazdım. Rahat olamadığım için üretemez, dış etkenlerle uğraşırken daha sinirli biri olurdum.

    Tek başıma sessiz sakin çalışırken ve bütün dertlerden uzak dururken, odaklandığım işe daha fazla değer kattığımı düşünüyorum. Çalışma arkadaşlarımın da katkısıyla hedefe daha hızlı yaklaştık. Çünkü bunu tek başıma yapmaya kalksaydım daha yolun yarısına bile varamazdım. Sadece bu odaklandığımız işten kendimi çıkarttığımda bile, hem iş ilerlerken, ofisin maddi açıdan çalışabilmesi için gerekli bütçeyi gece müşteri işleri yaparak kurtarabiliyordum. Çalışma arkadaşlarımı müşteri işleri ile boğmak doğru değildi. Tek bir şey için toplandık ve bu doğrudan uzaklaşmak büyük bir tehlike olurdu. Bu müşteri para getirir ama zaman götürür paradoksuyla ilgili yazdığım bu yazıyı da okumanızı tavsiye ederim.

    Baba olduktan sonra normal mesai saatlerine dönmem gerekti. Çünkü zombi bir baba imajı bana itici geliyordu. Normal insanların yaşam sürecine denk gelemiyorken, çalışıyorum diye kızımı görmeyecek değildim. Normal insanlar uyanırken benim uyumam bana bugüne kadar koymadı ama kızımla birlikte uyanıp, birlikte uyumak istiyordum. 15 aydan beri artık ben de normal insanlar gibi yaşıyor, normal saatlerde alışverişe çıkıyor, telefonlarıma cevap veriyor, kapım çaldığında seviniyor, arkadaşlarımla görüşebiliyorum. Buraya kadar iyi ama 15 ay öncesine kadar sahip olduğum e-sosyal çevrem artık yoktu. İki ucu boklu değnek tanımı tam bu durum için denilmiş olabilir. Normal mesai saatlerinde gtalk listemde herkes offline, sosyal ağlardan takip ettiğim bütün profiller ıssız. Ben uyurken, herkes uyanıyor, ben uyandığımda herkes uyuyor. Ne kadar garip değil mi?! Şimdi de ben farklı insan oldum. Bundan 5 yıl önce de tersi durum için farklıydım, şimdi dünya standartlarına göre normal oldum ama çevrem değiştiği için kendi normal çevreme göre farklı bir insan oldum.

    Odaklanma sürecini geride bıraktığım için, Allah’a şükür işler artık rayına girdiği için eskisi gibi bu durum beni yıpratmıyor. Zaten daha iyi bir hayat için böyle çalışmıştım. Artık ben de normal bir insanım.

    Bu vakte kadar normal insanlar gibi çalışsaydım, hayatı 2 yıl geriden takip ediyor olurdum. Şimdi gündüz takviyesiyle birlikte 2 yıl ilerideyim.

    Not: Bu yazıyı gece mi çalışmak daha iyi, gündüz mü çalışmak daha iyi diye artılarıyla eksileriyle anlatıp, hangisinin daha iyi olduğunu söyleyerek nihayete erdirecektim. Ama yazarken farkettim ki gece çalışması yapmasaydım, güneşin kıymetini şuan bilmiyor olacaktım. Bence odaklanmanız gereken bir işiniz varsa bir süre normal hayattan uzaklaşın. Sonra güneşin keyfini sürersiniz. Ve o zaman anlarsınız neden gece var, neden gündüz var.

     
    • zeynep 20:27 - 09 Şubat 2012 Permalink

      tam da şu an çalıştığım iş, gece home office şeklinde. 2 aydır calışıyorum ve asosyalleşmeye başladığımı iyice hissetmeye başladım. belki çalıştıkça alışılabilecek bir şeydir gece çalışmak ama kesinlikle beden yorgun oluyor ve sosyal hayat neredeyse olmuyor artık. her yiğidin harcı değil yani..

    • admin 20:30 - 09 Şubat 2012 Permalink

      Yazıya eklemeyi unutmuştum ama insan çok da iyi kilo alıyor aman dikkat :) Kolay gelsin size de.

    • zeynep 20:41 - 09 Şubat 2012 Permalink

      ben stresten olsa gerek, tam tersi yemeden içmeden kesildim:)

      sırt-bel ağrıları, göz damlasının bile artık acıyan göze etki etmemesi vs şimdi devam etsem bitmez, kısacası hala alışamadım. bakalım nereye kadar gidecek.

      Ama yazının sonunda dediğiniz gibi, neden gece var neden gündüz var gerçekten çok iyi anladım.

      teşekkür ederim, size de kolay gelsin.

    • admin 20:47 - 09 Şubat 2012 Permalink

      Aslında stresle alakası yok, yemek normal insan düzenine dahil olan birşey. Gece saatlerinde çok fazla yemek yeme tercihiniz yok, evde sizden başka yaşayan birileri varsa, onlar uyurken sizin yemek yapmanız da zor oluyor..vs Tamam çok yenmiyor ve oturmaktan da başka birşey yapılmadığı için iyi kilo alınıyor. :)

      Bir süre sonra insan alışıyor, gündüz bile bu kadar çok çalışsanız gözünüz ağrır. Ama gündüz ilgilenebileceğiniz çok şey varken, gece sadece bir monitör oluyor karşınızda.

    • zeynep 21:05 - 09 Şubat 2012 Permalink

      Doğru, her işin kendine göre artıları eksileri var aslında.

      Benim ilk iş tecrübem bu. Bu yüzden sanırım sürekli şikayet halindeyim, bir de 4te başlıyor evde bilgisayar başında ve gece 1-2 ye kadar sürüyor. Evdekiler işten geliyor ben yeni işe başlıyorum :/

      Tam gece başlasa, 10da falan bile başlasa iyi ama 4te başlamasına alışamadım daha.

    • admin 21:07 - 09 Şubat 2012 Permalink

      Kendi idealleriniz için değil o zaman bir başkası için mesai yapıyorsunuz anladığım kadarıyla. Böyle saat kalıplarına girmek gece çalışması için çok daha zordur. Merak ettim ne iş yapıyorsunuz?

    • zeynep 21:18 - 09 Şubat 2012 Permalink

      Evet bir başkasının işini yapıyoruz aslında bir kaç kişiyiz. Amerika’daki işyerinin satışlarını internet üzerinden(ebay) yönetiyoruz, tr’dekiler olarak.

    • admin 21:19 - 09 Şubat 2012 Permalink

      Gayet vizyonu açık, global bir iş yapıyorsunuz bence bunlar tatlı yorgunluklar.

    • zeynep 21:41 - 09 Şubat 2012 Permalink

      Bilmiyorum. Belki de saatlerden dolayı alışamadım daha. Neyse, daha fazla başınızı şişirmeyeyim. Yazı için teşekkürler, yalnız olmadığımı bilmek iyi geldi :)

    • Erkan 12:52 - 11 Şubat 2012 Permalink

      Bilgisayar programcılığına başladığımdan beri (12 yıl oldu) gece çalışmayı çok severim. Yazdığınız gibi sizi rahatsız eden kimse yok, işinize odaklanabiliyorsunuz. Kilo alma olayı çok istesem de benim için geçerli olmuyor maalesef :) bünye böyle yaratılmış ne kadar yerseniz yiyin olmayınca olmuyor =)

  • admin 14:48 - 05 January 2012 Permalink | Cevapla
    Etiketler: quup, quup davetiye, quup.com   

    Türkiye’nin Sosyal Ağı 

    Sosyal Medya tanımı Türkiye’de henüz yapılmamışken, halen daha her sitede birlikte olduğumuz arkadaşlarım da bilirler ki biz bir şekilde sosyaldik ve kendi medyamızı yaratıyorduk. Facebook ve Twitter devleştikçe Sosyal Medya tanımı da herkesin en azından duyduğu bir isim halini aldı. Geri dönüp baktığımda ise sosyal hayatımı oluşturan arkadaşlarımın büyük bir çoğunluğunu şu an “ilkel” ve “enkaz” halindeki sitelerden edindim. Bu son “enkaz” ise friendfeed idi.

    Friendfeed; Facebook’a satıldıktan sonra geliştirilmesi sonlandırılan ve giderek kan kaybetmeye başlayan, şuan ilkel diyemeyeceğim çünkü halen daha iyi bir kaç özelliğini başka bir serviste görmediğim için vazgeçemediğim bir siteydi. Ama gelişimi durdurulduğu ve 3. parti uygulama geliştirenlerin de elini ayağını kestiği için enkaz halini alması benim gibi vazgeçemeyenleri elbetteki çok üzmüştü.

    Bu konu hakkında bir çok feed girildi (12), neler yapabiliriz (3), bu ortamı bir daha nerede bulabiliriz (4), bu kadar insanı tekrar nerede bir arada görebiliriz gibi binlerce soru dönüyordu ortaya. (Ek: friendfeed’in arama parametrelerinde 20 sayfadan daha fazla geri gidemediğim için aslında çok daha önemli konu başlıklarını bulamadım. Bu konu hakkında aklıma gelen feed’leri linkledim, denk geldikçe daha fazla eklemek isterim. Sizler de yorum olarak bu tür konu ve tartışmaları yorum olarak eklerseniz çok daha iyi bir kaynak çıkartmış oluruz.) Bu tartışmaların arasında ortak sonuç hep “-Neden kendimiz yapmıyoruz?” sorusu ile bitiyordu.

    Yabancı sitelere bakıp, “-Gavur yapmış abi!” dedikçe ardından hep neden Türklerden hala özgün bir iş çıkmadı, neden hala klon siteler üretiyoruz diye de ayrı tartışma konuları da hala güncelken, friendfeed’in çöküşü ile neden kendimiz yapmıyoruz soruları birleşti. Çok farklı bir servis yaratacak “para”nın bizlerde olmadığını biliyorduk belki bu yüzden hep klon siteler yapıyorduk. Çünkü bilinçsiz insanlarla, melek yüzlü şeytan yatırımcılarla, fabrika tarzı ajanslarda komik paralara çalışan adamlar zamanlarını “yeni” bir şey yaratmak için ayıramıyorlardı ne yazıkki. Belki para harcamadan da yapılabilecek siteler varken, faturaların ardarda gelmesi bu kişileri saçma sapan adamlarla çalışmaya sürükledi. Onların saçma sapan işleri vakti, heyecanı, azmi… her şeyi öldürdü.

    Neden biz yapamıyoruz diye konular açıldı, tartışıldı, bir kaç girişim de oldu ama yarıda kaldı. Logosu yapıldı, devamı gelmedi; arayüzü çizildi, devamı gelmedi; sistemi bitirenler bile oldu kopya dediler, olmaz dediler, tutmaz dediler, o’su kötü, bu’su kötü dediler şevki körelttiler. Evet parmak basmamız gereken önemli bir nokta ise yabancı siteleri paşa paşa kullanırken, Türk geliştiricilere bel altından vuruldu. Hatta ana avrat düz gidildi…

    Kaç ekip bir araya geldi, kaç defa toplantılar düzenlendi, çoğu başlamadan, çoğu ise yarıda bitti. Çünkü tasarımı yapan adam, aptal bir müşterisinin işi için sabahladı ve hastalandı, kodu yazan adam bir önceki işinden parasını alamadığı için faturasını ödeyemedi, interneti kesildi…

    Bunları bir araya getiren kişi kodu yazacak, tasarımı yapacak adam bulamadığı için bir fabrikada vardiyalı işe başladı.

    Evet sorunlar çok, vakit ve nakit de çok yok. Bir çok girişime bunun gibi nedenlerden ya da binlerce sorundan ötürü devam edilemedi.

    Bu ve bunun gibi sorunlar devam ede dursun bir gün quup diye bir site duymaya başladım. Açıkçası ben bu vakte kadar açıp bakmadım, sadece sosyal medyada paylaşılanlar kadar biliyordum. İlk satırda bahsettiğim arkadaşlarımdan bazıları neden artık friendfeed’te yazmıyorsun dediğimde, ben artık quup.com kullanıyorum demeye başlamışlardı ama benim yine de ilgimi çekmemişti. Çünkü nereden baksan aslında o da bir klon’du. Ve geliştirilemeyip o da çöplükteki yerini bulacaktı.

    Günler geçtikçe daha çok duydum, daha çok insanın kullandığını farkettim. Demek ki yanılıyordum, demek ki bu sefer başarmışlardı, hala daha quup için emek harcayan insanlar vardı, onu geçtim friendfeed, twitter yerine artık sadece quup kullanan insanlar türemeye başlamıştı. Evet bu başardıklarının işaretiydi ve ben de artık dayanamayıp üye olmak istedim.

    Üye olduğumda çok güzel özelliklerle karşılaştım, friendfeed’in bütün özellikleri vardı ve üzerine eklenmiş, keşke friendfeed’in geliştirilmesi durdurulmasaydı da şu özellikler de eklenseydi dediğim bir çok özellik quup ‘ta eklenmişti, eklenmeye devam eden bir çok özellik de vardı. Artık bu satırlardan sonra bize onları tebrik etmek düşüyor, gerçekten quup.com ‘da emeği geçen herkesi tebrik ederim. İyi bir iş çıkartmışlar ve şahsım adına diyebilirim ki Türkiye’nin Sosyal Ağı sonunda oldu!

    Neresinden bakarsanız bakın o bir klon dememe rağmen, şuan kullandığımız sosyal ağlardan en iyi özelliklerin alınıp üzerine çok daha yeni fikirlerin de eklenmesi takdir edilesi bir durumdur. Kullanıcıların isteklerine cevap vermek büyüklüktür, gelecektir, vizyondur.

    Bu başarıyı uzun zamandan beri yazı yazmadığım blogumda tanıtmak istedim, böylelikle bir çok konuyu da irdelemiş olduk. Ve Türkiye’nin Sosyal Ağı için ufak da olsa bir tanıtım yazısı ile ben de destek oldum. Lütfen siz de bloglarınızda paylaşın. Daha çok insan duysun, daha çok kişi kullansın. Umarım daha iyi olur, umarım başladıkları gibi iyi giderler demiyorum. Artık ümit edilecek seviyeyi geçmişler çünkü bundan sonra iş biz kullanıcılara kalıyor.

    quup.com ‘da beni takip etmek için: Can PAÇACI

    quup.com ‘a şuan alpha modunda olduğu için sadece davetiye ile üye olunabiliyor. Davetiye isteyenler bu yazının altında yorum bırakabilirler.

     

     

     
    • Serkan Cura 14:24 - 07 Ocak 2012 Permalink

      abi ben hemen alabilirim bak :)

    • admin 15:50 - 07 Ocak 2012 Permalink

      Gönderdim Serkan, keyifli quuplar ;)

  • admin 16:23 - 12 March 2011 Permalink | Cevapla
    Etiketler: otomatik tamamlama, , wordpress arama, wordpress arama çubuğu, wordpress arama fonksiyonu   

    Otomatik Arama Tamamlama 

    Aşağı yukarı herkes sitesinde arama çubuğu kullanıyor, peki bu arama çubuğunda yazdığımız şeyleri mesela Google’daki gibi otomatik önermesini ister misiniz?

    (Devamı …)

     
  • admin 16:00 - 01 February 2011 Permalink | Cevapla
    Etiketler: adsense uyumlu wordpress teması, adsense wordpress teması, adsenseo, adsenseo wordpress teması, , psd to wp, seo uyumlu wordpress teması, seo wordpress teması, , wordpress temaları, , xhtml   

    Adsenseo Teknoloji Teması 

    Uzun zamandan beri istediğim birşeydi kendime ait WordPress temaları yapmak. Şimdiye kadar çalıştığım bütün çalışma arkadaşlarımla da bu konuyu konuşmamıza rağmen, kimse elini taşın altına sokamamış, hazır iş alıp teslim etmektense yeni tema yaratım sürecine kimse cesaret edememişti. Zaten bu kişilerle de uzun süre çalışamadık. Yanımda çalışacak kişinin hayalleri olmalı, bazı riskleri göze almalıydı. Ne yazıkki böyle birini bulamamış olmaktan yakınırken Bülent Sakarya uzun zamandan beri ilettiğim çalışma teklifimi sonunda değerlendirdi ve 3 Ocak 2011 yani yeni yılın ilk iş gününde birlikte çalışmaya başlamıştık. 16pixel olarak bu güne kadar bir çok WordPress teması yaptık, gerek kendi proje sitelerimize, gerek müşterilerimize, gerekse de bize bir A4 kağıdının üzerine taslağını çizerek gelen kişilere hep kaliteli işler sunduk. Ama dediğim gibi hep kendi imzamızı taşıyan bir WordPress teması üretip, bunu ücretli ya da ücretsiz olarak hayata geçirmek istiyordum. Bu süreç Bülent Sakarya ile hızlandı ve zaten hali hazırda ürettiğimiz WordPress temalarında da kalitemiz gözle görünür derecede artarken, işlerden vakit bulduğumuz bir gün kendi temamızı yapmak için kolları sıvadık. 14 Ocak 2011 tarihinde Bülent bir A4 kağıdına basit karalamalarla hayal ettiği bir temayı çizdi, ben de bunun üzerinden Photoshopta temayı çizmeye başlamıştım. Az çok sağı solu, rengi belli olmaya başlamışken temaya vereceğimiz isimi düşünüyordum. Son zamanlarda Adsense Uyumlu WordPress Temaları ve Seo Uyumlu WordPress Temalarına çok rağbet varken logo olarak Adsenseo yazdım, domaine bakmadım bile kesin doludur diye. Çalışmanın yarısına geldiğim zaman mola verdim ve ne olur ne olmaz diye domaini kontrol etmek istedim. Eğer bu konuda üretim yapan biri varsa en azından adı değiştirecektim, hala dolu olduğunu tahmin ediyordum.
    (Devamı …)

     
    • Halit Altunterim 16:09 - 01 Şubat 2011 Permalink

      Öncelikle ben teşekkür ederim. Vesile olduğum için, -ya da olduysam, olduğum kadarı ile- ne mutlu bana :) İlk çalışmanın da bu şekilde ücretsiz ve güzel olması da ayrıca önemli bir durum. Hayırlı uğurlu olsun.. Devamı da gelsin.. Emeğinize sağlık, başarılar.

    • ayşe hatun 05:33 - 02 Haziran 2012 Permalink

      merhaba sitemde tabs sorunu yaşıyorum yardım edermisiniz

    • yeni fikirler 19:14 - 01 Ağustos 2012 Permalink

      hocam kategori sorunu yaşıyorum.kategori ekleniyor yazıda ekleniyor ama kategorilere tıkladığımda içi boş gözüküyor? Ne yapmam lazım??? Acil yardım lütfen

    • DagLi 20:04 - 17 Ekim 2012 Permalink

      Kardes yüregine saglik bugüne kadar gördügüm en güzel temalardan biri ve sitelerime genelde bu temayi kullaniyorum .) yüreginize saglik birde su sorun var acaba eklentimi eksik bilmiyorum ama tüm kategoruleri mansette kullanmak istedigimde konulari göstermiyor ana sayfada yardimci olursaniz sevinirim tesekkürler

  • admin 04:19 - 07 December 2010 Permalink | Cevapla
    Etiketler: , domain, internetten nasıl para kazanılır, internetten para kazanmak, para kazanmak   

    30 gün 30 domain – 1 

    Herkese merhaba birçok alanda blog sahibi biri olarak ve geçimini tamamen bu bloglardan kazanan biri olarak kişisel siteme içerik üretmeyi hep ihmal ediyorum. Aslında bir çoğunuz gibi bir haberi aldığım zaman ya da aklıma gelen bir şeyi sıcağı sıcağına hemen yazmayı çok istiyorum ama nedense yıllardır buna bir türlü adapte olamadım. Teknolojinin sürekli ilerlemesiyle bulunduğum her yerden bu yazıları yazabilme imkanım olmasına rağmen nedense bir türlü kişisel sitemi rayına oturtamadım. Galiba birçok site sahibi olmanın zorluklarından birisi de bu, birçok alanda site sahibi olunca ve bunlardan da gelir elde edince oralara içerik üretmekten burayı çok ihmal ediyorum. Ama son haftalarda aldığım kararlar içerisinde kişisel blogumu da biraz aktifleştirmek gibi bir planım var. Arkadaşlarım her zaman benden en azından o kadar çok şey üretirken karşılaştığın hataların çözümlerini yaz, bunları bizimle paylaş deseler de uzun zamandan beri onları dinlemediğim için özürlerimi de dile getirmek istiyorum. Bundan 2 yıl öncesine kadar tema ve eklenti çevirileri dahil olmak üzere, özellikle WordPress adına bir çok faydalı bilgiyi buradan paylaşıyordum, sonra bu bilgilerimi özel bir sitede paylaşma isteğim doğunca burayı boşladım ama bu özel siteyi de bir türlü hayata geçiremeyince elimde çok bilgi birikti. Artık daha fazla dallanıp budaklanmadan elimdeki site sayısını bir süre sabit tutup öncelikle kişisel bloguma aktif bir rol kazandırmak istiyorum. Sonrasında ise sizlerle güzel bir maceraya çıkacağız, bu macera öncesi sizlere hazırlanmanız gereken şeyler hakkında bilgiler de vereceğim ve hepbirlikte bir ay boyunca her gün bir domain satın alarak, 1 yıl sonunda ne kadar para kazanabileceğimizi notlayacağım buraya. Bunun için biraz hazırlık yapmam gerekiyor ve sonrasında sizin de hazırlanabilmeniz için notlarımı sizlerle paylaşmayı planlıyorum. Bu maceranın sonunda kazandığımız parayla da belki güzel bir etkinliğe imza atar, bu paranın bir kısmını hayırlı işlere harcarız. Şimdilik sizlerden tek isteğim uzun zamandan beri yalnız bıraktığım bu blogu tekrar aktif bir şekilde takibe almanız ve birkaç gün içerisinde paylaşacağım notlara göre kendinizi hazırlanamızdır, sadece 30 adet domainle 1 yıl sonra ciddi bir gelir kazanmayı istiyorsanız ya da en azından denemeye değer diyorsanız takipte kalın. Bu süreç içerisinde hem sizlerle deneyimlerimi paylaşacağım hem de sorularınıza cevap verebilmek için sizlere ciddi bir vakit ayırmayı planlıyorum. 30 gün boyunca aldığımız domainleri de buraya yazıp gelişimlerini, hatalarını, artılarını ve eksiklerini hep birlikte paylaşacağız ve sonunda neler olacağını hep birlikte göreceğiz, öncelikle biraz zamana ihtiyacımız var ve unutmamız gereken bir sözle satırlarımı sonlandırmak istiyorum.

    “Kulun bir planı varsa, Allah’ın da bir planı var.”

    Bu yüzden inşallah diyoruz…

     
    • Murat 23:13 - 06 Ocak 2011 Permalink

      Bunu bir kişinin 30 domain alıp içerik sağlaması şeklinde değilde, 30 farklı kişinin bloklarının sıkı bir destek mekanızmasıyla desteklenmesini sağlasak kazanç yinede yeterli olmaz mı?

    • admin 12:33 - 10 Ocak 2011 Permalink

      30 farklı kişinin birbirini desteklemesi çok zor, çok bencil bir milletiz, herkes önce kendi sitesini düşünecek ve hep bana diyecek bunlarla uğraşmaktansa sadece vereceğim kurallara uygun oynayanların kazanacağını belirtmek bana daha mantıklı geldi. Ha ama şöyle bir sıkıntı var zaten hala başlatmadım, çünkü 30 farklı domain yönetmesi gerçekten çok zor bir iş. Bu sebeple daha farklı kurgu yapıp, stratejiyi biraz değiştirmem gerekiyor. Ve bu seriyi vakit bulup başlattıktan sonra artan işlerimle zaten mevcut sitelerime bile çok bakamadım. İlk uygun zamanımda devam edeceğim inşallah.

    • Murat 17:28 - 30 Ocak 2011 Permalink

      aslında en azından her sitenin 3-4 site ile işi birliği içerisinde olması gerekir, yada şöyle geliştirilen bir eklenti ile 30 siteden yazı sonlarında 5 tane rastgele siteden yazı seçilmesi sağlanabilir(Allah Allah nasıl yapabiliriz acaba böyle bir eklenti) gelen bağlantıların etkisi çok büyük gerçekten. 30 domain öğrenci bütçesine göre değil, ve bu 30 siteye ayrı içerik sağlamakta çok zor.

  • admin 14:03 - 27 October 2010 Permalink | Cevapla
    Etiketler: erdal özyağcılar, karadağlar, karadağlar dizisi, karadağlar izle   

    Karadağlar Dizisi 

    Erdal Özyağcılar‘ın oynadığı her diziyi mutlaka izlerim, bu sene kendisi Karadağlar dizisiyle ekranlarımıza geliyor. 5 Kasım Cuma günü Show Tv’de başlayacak olan diziyi merakla bekliyoruz. Erdal Özyağcılar bu dizide şimdiye kadar (Yabancı Damat, Elveda Rumeli) hep iyi bir baba rolündeydi, bu dizi de ise kötü, sert ve acımasız bir baba olacakmış. Karadağlar Dizisinin Konusu. Dostoyevski ‘nin Karamazof Kardeşler eserinden uyarlanan bu dizi izlenmeye değer. Karadağlar izle

     
    • Murat 14:05 - 27 Ekim 2010 Permalink

      evet diziyi bende sabırsızlıkla bekliyorum çok harikaya benziyor fragmanlarından

  • admin 20:42 - 09 October 2010 Permalink | Cevapla
    Etiketler: markup   

    Sitelerin üzerini çizin, notlar ekleyin ve paylaşın. 

    Bugün süper bir servisle karşılaştım, hemen sizlere duyurmak istedim. Tarayıcınızın yer imlerine ekleyeceğiniz bir kod ile girdiğiniz sitelerin üzerinde çizimler yaparak, yazılar ekleyerek paylaşabileceğiniz bir uygulama bu. Bir arkadaşınıza site adresi gönderirken dikkat etmesi gereken yerin altını çizmek istediğinizde yardımınıza koşacak. Sağa bak, solda şunun altında gibi anlatana kadar ya da printscreen alıp, point’te çizip gönderene kadar tek tuşla bu paylaşımı gerçekleştirebileceksiniz. Bunu yapabilmek için ilk önce http://markup.io/ adresine girerek sağ alt köşede bulunan Get Markup şeysini, tarayıcınızın yer imlerine ekleyin.

    Sonra paylaşmak istediğiniz siteye girin ve yer imlerine eklediğiniz o adrese tıklayın, tarayıcınızın sağ üst köşesinde bir alan açılacak, kalem rengi ve boyutunu seçip sitenin üzerine dikkat edilmesi gerekn yeri çizebilir ve hatta üzerine not da ekleyebilirsiniz. Ve hemen ardından size bir link vericek, arkadaşınız bu linke tıkladığı zaman o siteyi sizin çizdiğiniz gibi görecek… Sanırım örnekle daha iyi anlatacağım:

    Diyelim ki ben nasilyap.com sitesinde bir içeriği arkadaşıma göstermek istiyorum, hemen yer imlerimden MarkUp ‘ı seçip çizip linki alıyorum:

    Görselde gördüğünüz gibi sitenin üzerinde istediğim kalınlıta ve renkte çizgi çizebildim ve yine istediğim bir renkte yazı ekleyebiliriyorum, üstelik yazının yeri taşınabiliyor. Ve bu işlem için hiç bir siteye üye de olmuyorum, site hemen bana bir kod üretiyor ve arkadaşıma gönderiyorum:

    http://markup.io/v/6tcwjagannzq

     
    • kaya 17:52 - 21 Kasım 2010 Permalink

      teşekkürler hemen yapacammm..

  • admin 22:25 - 08 June 2010 Permalink | Cevapla
    Etiketler: .gz uzantısı, .xml, Backup, dışa aktar, export, Hosting firmaları, hosting firması, içe aktar, import, Otomatik yedek alma, server, ucuz hosting firmaları, veritabanı yedeği, , wordpress backup, wordpress yedek alma, WP-DB-Backup, yedek, yedek alma, yedek almak   

    WordPress Backup Alma (Basit) 

    Mükemmel bir hosting firması bulmak oldukça zordur, kayıpsız yedek alan firma sayısı da buna göre azdır, iyi çalışan firmaların da fiyatları çok yüksek olduğu için ucuz hosting firmalarını tercih ederiz. Ucuz hosting firmalarının da bize sağladığı çok fazla hizmet yoktur, sitemizi barındırır, işte iki üç hata olduğunda belki çözerler falan. Ama hiç beklenmedik bir zamanda sitemiz yok olma olasılığıyla karşı karşıyadır. Bir sabah kalktığımızda hosting firması dükkanı kapatıp gitmiş olabilir, server bozulmuş olabilir, tüm bilgiler silinmiş olabillir, virüs bulaşmış olabilir, vesaire… Bu tür kötü durumlar karşısında imdadımıza aldığımız yedekler yetişir. Yeni bir server’a yedeklerimizi yükleyerek kısa bir sürede siteyi açabiliriz ama burada önemli olan o yedeklerin ne zaman alındığıdır. Hosting firmaları genel olarak aylık yedek alır. Ay sonunda bir sorun olduğu zaman çaresiz bir ay geriye dönebilirsiniz. Hosting firmasının yok olduğu durumda ise yedeğiniz de yoksa maalesef artık bir bardak soğuk su içmenin vakti gelmiştir.

    Bu tür kötü durumlarla karşılaşmamak için belli sürelerde sitelerinizi yedeklemeniz gerekir. Yoksa aylarca hatta yıllarca emek verdiğiniz bütün yazılarınız bir anda yok olabilir. Bu sebeple size basit yoldan nasıl yedek alabileceğinizi anlatalım ki emekleriniz boşa gitmesin.

    WordPress için manuel yedek alma yöntemi:

    WordPress içerik yönetim sistemi size mevcut olarak içe aktar / dışa aktar hizmetleri sunar. (Import / Export)

    Dışa aktar (Export) seçeneği ile yazılarınızı dışarı aktarabilirsiniz ve içe aktar (Import) yöntemiyle de yazılarınızı blogunuza ya da başka yeni bir bloga kolayca aktarabilirsiniz. Basit bir şekilde yedek almak için dışa aktar seçeneğini kullanabilirsiniz. Buradaki en güzel özelliklerden biri ise eğer blogunuzda birden fazla yazar var ise sadece istediğiniz yazarın yazılarını da yedekleyebiliyorsunuz.

    Yazarı seçtikten sonra (ya da tüm yazarlar) oluşturulacak dosyayı bilgisayarınıza indirmek gerekiyor. İndirilen dosya .xml uzantısına sahiptir. Bu dosya bilgisayarınızda bulunduğu sürece, dosyayı oluşturduğunuz tarihe ait bütün yazılarınız yedeklenmiş olur. Olası bir sorun ya da başka bir adrese taşımak istediğinizde bu sefer bu dosyayı içe aktar komutuyla yükleyeceğiz ve bütün yazılar WordPress blogumuza yüklenmiş olacak.

    WordPress’in içe aktar (import) sayfasında bir çok servisten yedek alınabileceğini gösteriyor. Biz WordPress’ten yedeği aldığımız için, yedeği yükleyeceğimiz zamanda WordPress seçeneğini seçiyoruz.

    Ardından çıkacak sayfada, bilgisayarımızdaki .xml dosyasının yolunu belirtiyoruz ve yüklüyoruz.

    Hatırlatmada fayda olan bir kaç konumuz daha var.

    1) Eğer aldığınız yedek 2MB’tan büyük ise, WordPress’in varsayılan ayarlarına göre dosyayı yükleyemiyoruz. Bunun için hosting hizmeti alan firma ile görüşmemiz gerekiyor.

    2) 2MB’tan büyük dosyalar, hosting firması tarafından 2MB sınırı değiştirilmiş şekilde yüklense bile sorun çıkartabiliyor. WordPress’in varsalıyan bu içe aktar / dışa aktar hizmeti büyük dosyalar için çok da sağlıklı sonuçlar vermiyor. Çok yazı ile karşılaştığı zaman sapıtabiliyor. Eğer çok yazınız varsa bu yöntem ile aldığınız yedeğe çok güvenmeyin.

    3) İçe aktar / dışa aktar hizmeti ile aktardığınız dosyalar sadece yazılarınızı yedekler. Yazılarınızda kullandığınız fotoğraflar varsa bunları sadece o görselin yolu olarak kaydeder. Eğer fotoğrafları yazınıza admin’den siz eklemediyseniz, yani başka sitelerden sadece fotoğrafın yolunu yayınlıyorsanız elbetteki sorun olmayacaktır. Ama fotoğrafları admin’den yazının içine siz yüklüyorsanız bu sefer sadece yazı olarak yedek alındığı için yeni bir kurulum yaptığınızda fotoğraflar yerine fotoğrafların yolu gözükecektir. Bu sebeple yedek alırken, uploads klasörünüzü de zaman zaman bilgisayarınıza bir FTP programı ile kaydetmeye çalışın. Eğer sorunla karşılaştığınız zaman sadece veritabanınız bozulduysa, tekrar içe aktar yaptığınız zaman satın almış olduğunuz web alanında fotoğraflarınız da kayıtlı olduğu için tekrar blogunuz sorunsuz çalışacaktır. Ama server’da bir sorun olduğu zaman fotoğraflarınız da gideceği için uploads klasöründeki fotoğraflarınızı da belli sürelerde kaydetmeyi unutmayın.

    WordPress için otomatik yedek alma yöntemi:

    Bunun için yazılmış çok güzel bir eklenti var. WP-DB-Backup isimli eklenti, sizin yerinize belirttiğiniz periyotlarda yedek alır. Manuel ve Otomatik yedek alma kararı tamamen size aittir. (Devamı …)

     
    • Ömer Şehap 17:17 - 25 Ağustos 2010 Permalink

      Teşekkürler

  • admin 08:18 - 26 December 2009 Permalink | Cevapla
    Etiketler: 2.9, güncelledikten sonra hata, güncelleme hatası, ,   

    WordPress 2.9 güncellemeden sonra alınan hatalar 

    WordPress 2.9 güncellemesini yaptıktan sonra çok pişman oldum. Özellikle simple tags eklentisinin çalışmaması çok kıl bir durum. Bunu farkettikten sonra diğer bloglarımda güncelleme yapmadım. Fakat dün gece sıfırdan 2.9 sürümü olarak kurduğum wordpress’te abidik gubidik hatalar aldım. Yeni yazı eklerken ve google xml sitemap eklentisini kurduktan sonra site haritasını oluştururken aldığım hatalar:

    Warning: curl_setopt() [function.curl-setopt]: CURLPROTO_FILE cannot be activated when in safe_mode or an open_basedir is set in /wp-includes/http.php on line 1302

    Warning: curl_setopt() [function.curl-setopt]: CURLPROTO_FILE cannot be activated when in safe_mode or an open_basedir is set in /wp-includes/http.php on line 1303

    Warning: curl_setopt() [function.curl-setopt]: CURLPROTO_FILE cannot be activated when in safe_mode or an open_basedir is set in /wp-includes/http.php on line 1302

    Warning: curl_setopt() [function.curl-setopt]: CURLPROTO_FILE cannot be activated when in safe_mode or an open_basedir is set in /wp-includes/http.php on line 1303

    Warning: curl_setopt() [function.curl-setopt]: CURLPROTO_FILE cannot be activated when in safe_mode or an open_basedir is set in /wp-includes/http.php on line 1302

    Warning: curl_setopt() [function.curl-setopt]: CURLPROTO_FILE cannot be activated when in safe_mode or an open_basedir is set in /wp-includes/http.php on line 1303

    Warning: curl_setopt() [function.curl-setopt]: CURLPROTO_FILE cannot be activated when in safe_mode or an open_basedir is set in /wp-includes/http.php on line 1302

    Warning: curl_setopt() [function.curl-setopt]: CURLPROTO_FILE cannot be activated when in safe_mode or an open_basedir is set in /wp-includes/http.php on line 1303

    Warning: Cannot modify header information – headers already sent by (output started at /wp-includes/http.php:1302) in /wp-includes/pluggable.php on line 868

    wordpress.org forumlarında çok sorulmuş, sebebi henüz bilinmezken kodları biraz kurcaladığımızda 3 dosyalık bir yama sunmak istedim sizlere. 15bin satır kod içerisinde şunu şununla değiştirin demek yerine bu üç dosyayı da sizlere sunuyorum. Mevcut dosyalarınızı mutlaka bilgisayarınıza kaydedin, resmi bir güncelleme olduğu zaman belki bu kodlar çakışabilir, garantisi yok. Değiştireceğiniz dosyalar:

    wp-includes klasörü içerisinde:
    class-simplepie.php
    default-widgets.php
    http.php

    WordPress 2.9 ‘da eğer bu hatayı alıyorsanız, hatalarını düzeltmek için yamayı indirin.

    WordPress 2.9 Yama.zip

     
c
Compose new post
j
Next post/Next comment
k
Previous post/Previous comment
r
Cevapla
e
Düzenle
o
Show/Hide comments
t
Go to top
l
Go to login
h
Show/Hide help
shift + esc
İptal