Updates from Şubat, 2012 Toggle Comment Threads | Keyboard Shortcuts

  • admin 18:49 on 04 February 2012 Permalink | Reply
    Tags: gece çalışmak mı daha iyi, gündüz çalışmak mı daha iyi, mesai, mesai saatleri   

    Gece çalışmak mı, gündüz çalışmak mı? 

    Ezgi doğduğundan beri bir baba olarak, sorumluluklarım sebebiyle normal insanlar gibi normal mesai saatlerinde çalışıyorum. Arkadaşlarım da bilirler ki bunun öncesinde sürekli gece çalışan biriydim. Gece çalıştığım süre boyunca (bu süreç yaklaşık olarak 5 yıla denk geliyor) haliyle bütün sosyal çevrem hep gece çalışanlardan oluşuyordu. Tabi gecenin bir yarısı her yer kapalı olduğu için bir kafede buluşmak, misafirliğe gitmek gibi gerçek anlamda bir sosyal çevremin olduğu söyleyenemez, sadece e-sosyal çevrem vardı. Bu da tabi normal insanlara göre beni a-sosyal yapıyordu. Çünkü normal insanlar hayata başladığı noktada ben uyuyordum ve onlar yataklarına girdiklerinde ben çalışıyordum. Haliyle normal insanlarla hiç ilgi-alakam yoktu. Güneşi görmedikçe, normal insanları da hiç görmedim. Bu süreçte en hoşuma giden zaman, sabah uyumayıp, şehrin en kalabalık noktasında saatlerce oturup insanları izlemekti. Yoğun bir gecenin ardından bu bana büyük bir ödül gibi geliyordu. Gerçek sosyal çevremle ise görüşmeye pek imkanım olmuyordu, çünkü onlarla görüşebileceğim saatlerde, yani onlar işlerinden çıktıkları zamanda ben işe başlıyordum. Bunun zor bir durum olduğunu sanabilirsiniz ama bence en iyi çalışma yöntemi bana göre gece çalışmaktı. Çünkü odaklandığım bir işim vardı ve odak noktamın dağılmasını istemiyordum. En iyi odaklandığım zaman ise geceydi. Çünkü kapım çalmıyor, telefonla kimse aramıyordu. En önemlisi şehrin kuru gürültüsü yoktu, korna sesi yoktu, motor sesi beynimi .ikmiyordu…vs. Yani daha iyi konsantre olabiliyordum.

    Gece çalıştığım 5 yıllık sürecin, 2 yılını evde home-office çalışarak, 3 yılını da bir ofis işleterek geçirdim. Aslında ilk 2 yıldan sonra, artık normal insanlar gibi yaşamak istediğim için ofis şartlarına bağımlı kalmak adına bir ofis açmıştım. Ama 7 kişinin çalıştığı bir ofiste konsantre olmak çok zordu. Gelen telefonlar, müşteriler, misafirler derken çalışmak ne mümkün. En basiti öğle vakti ne yesek diye düşünülmesi bile bir dertti benim için. Bir arkadaşınız ziyaret ettiği zaman, git diyemedikçe sizin mesainizden çalması da sorundu benim için. Bu yüzden hep “iş”ime yarayacak kişilerle arkadaşlık yapıyorum artık. Hayır çıkarcı olarak tanımlayamazsınız beni. Facebookta komik video paylaşan arkadaşınızla ofisinizde geyik yapmayı mı istersiniz, yoksa Twitter’da bir makale paylaşan arkadaşınızla, o makale hakkında tartışmayı mı istersiniz? Odaklandığınız bir iş olduğu sürece, geyik yapmak hep vakit kaybıdır. Tamam insanın hoş sohbete de ihtiyacı vardır ama mesai saatlerinde bu olmamalıdır. Ama zaten odaklanmamışsanız, o ofiste sadece iş olsun diye duruyorsanız, geyik yapmak sizin hakkınız. Ne kadar da güzel mesai dolduruyorsunuzdur.

    Ofisi açtığım ilk bir kaç ay düzenli mesaiyi denememe rağmen, bu bahsettiğim bütün dış etkenler yine beni gece çalışmaya itmişti. Sürekli normal insanlar gibi yaşamak istesem de, odaklandığım iş için harcamam gereken mesai için en uygun zamanın gece olduğunu gördüm. Evet gece sessizdi ve sizi rahatsız edecek hiç birşey yoktu hayatınızda. Ve daha da fazlası, şöyle bir çalışma şeklim vardı:

    Normal mesai saatlerinde çalışan kişiler, mesailerini bitirdikten sonra bütün işleri ben devralıyordum. Bütün işleri toparlayıp, üzerine çalışmaya başlıyordum. Son olarak sabah saatlerinde ise işleri bir güzel havuzda biriktirip, kimin üzerine ne katması gerektiğine dair masalarına ufak notlar bırakarak evime gidiyordum. Yani ilk işim günü kontrol edip, doğru yola sokmak, sonrasında ise üzerine birşeyler katmak ve ertesi günü planlayıp devretmek oluyordu. Böylelikle ofiste daha fazla çalışılıyor ve işler daha hızlı ilerliyordu. Herkesin ortak sürede mesai yapması için bir kişinin kontrol mekanizması olması, denetlemesi ve planlaması ve işleri paylaştırması gerekiyordu ama bir kişi daha çalıştırmak için gerekli unsurlara henüz sahip değildik. Bunu benim üstlenmem, hem işin sahibi olarak daha doğru yolda ilerlememize neden oluyordu, hem de gece çalıştığım için daha huzurlu oluyordum. Bu işleri, normal mesai saatlerinde de yapabilirdim ama bu sefer hayal dünyam körelir ve yaratıcı biri olamazdım. Rahat olamadığım için üretemez, dış etkenlerle uğraşırken daha sinirli biri olurdum.

    Tek başıma sessiz sakin çalışırken ve bütün dertlerden uzak dururken, odaklandığım işe daha fazla değer kattığımı düşünüyorum. Çalışma arkadaşlarımın da katkısıyla hedefe daha hızlı yaklaştık. Çünkü bunu tek başıma yapmaya kalksaydım daha yolun yarısına bile varamazdım. Sadece bu odaklandığımız işten kendimi çıkarttığımda bile, hem iş ilerlerken, ofisin maddi açıdan çalışabilmesi için gerekli bütçeyi gece müşteri işleri yaparak kurtarabiliyordum. Çalışma arkadaşlarımı müşteri işleri ile boğmak doğru değildi. Tek bir şey için toplandık ve bu doğrudan uzaklaşmak büyük bir tehlike olurdu. Bu müşteri para getirir ama zaman götürür paradoksuyla ilgili yazdığım bu yazıyı da okumanızı tavsiye ederim.

    Baba olduktan sonra normal mesai saatlerine dönmem gerekti. Çünkü zombi bir baba imajı bana itici geliyordu. Normal insanların yaşam sürecine denk gelemiyorken, çalışıyorum diye kızımı görmeyecek değildim. Normal insanlar uyanırken benim uyumam bana bugüne kadar koymadı ama kızımla birlikte uyanıp, birlikte uyumak istiyordum. 15 aydan beri artık ben de normal insanlar gibi yaşıyor, normal saatlerde alışverişe çıkıyor, telefonlarıma cevap veriyor, kapım çaldığında seviniyor, arkadaşlarımla görüşebiliyorum. Buraya kadar iyi ama 15 ay öncesine kadar sahip olduğum e-sosyal çevrem artık yoktu. İki ucu boklu değnek tanımı tam bu durum için denilmiş olabilir. Normal mesai saatlerinde gtalk listemde herkes offline, sosyal ağlardan takip ettiğim bütün profiller ıssız. Ben uyurken, herkes uyanıyor, ben uyandığımda herkes uyuyor. Ne kadar garip değil mi?! Şimdi de ben farklı insan oldum. Bundan 5 yıl önce de tersi durum için farklıydım, şimdi dünya standartlarına göre normal oldum ama çevrem değiştiği için kendi normal çevreme göre farklı bir insan oldum.

    Odaklanma sürecini geride bıraktığım için, Allah’a şükür işler artık rayına girdiği için eskisi gibi bu durum beni yıpratmıyor. Zaten daha iyi bir hayat için böyle çalışmıştım. Artık ben de normal bir insanım.

    Bu vakte kadar normal insanlar gibi çalışsaydım, hayatı 2 yıl geriden takip ediyor olurdum. Şimdi gündüz takviyesiyle birlikte 2 yıl ilerideyim.

    Not: Bu yazıyı gece mi çalışmak daha iyi, gündüz mü çalışmak daha iyi diye artılarıyla eksileriyle anlatıp, hangisinin daha iyi olduğunu söyleyerek nihayete erdirecektim. Ama yazarken farkettim ki gece çalışması yapmasaydım, güneşin kıymetini şuan bilmiyor olacaktım. Bence odaklanmanız gereken bir işiniz varsa bir süre normal hayattan uzaklaşın. Sonra güneşin keyfini sürersiniz. Ve o zaman anlarsınız neden gece var, neden gündüz var.

     
  • admin 17:37 on 02 February 2012 Permalink | Reply
    Tags: bursa hayvanat bahçesi, canon, canon 60d, canon 60d ile çekilmiş videolar, canon 60d videoları, korupark, kurgu, , vimeo, zellina   

    Vimeo 

    Paraya kıyıp sonunda daha iyi bir fotoğraf makinası aldığım günden beri, fotoğraf çekmenin yanısıra video da çekiyorum. Aldığım makinanın hakkını vermek lazım, Canon 60D video konusunda da gayet mükemmel. Şuan sadece f1.8 50mm lensim bulunmakta ama zamanla daha farklı lensler de alacağım. Son dönemde çektiğim videoları vakit buldukça kurgulayıp vimeo’ya yüklüyorum. İsterseniz siz de beni vimeo’dan takip edebilirsiniz: vimeo.com/canpacaci

    İşte çektiğim bazı videolar:

    1) Zellina markasının katalog çekimleri esnasında çektiğim backstage havalarında bir video:

    2) Bursa Hayvanat Bahçesi’nde çektiğim bir “Ayı” klibi:

    3) Kar yağarken Bursa Korupark kavşağında çektiğim farklı havalardan bir video:

     
  • admin 16:34 on 21 March 2011 Permalink | Reply
    Tags: blogger image import, blogspot, blogspot dışa aktar, blogspot fotoğraflarını aktar, blogspot fotoğraflarını indir, blogspot image import, blogspot xml, blogspottan site taşımak, blogspottan wordpresse taşımak, , wordpress içe aktar, wordpress import   

    Blogspot’tan Fotoğrafları Taşımak 

    Blogspot engellendikçe herkes kendi adresine geçmek istiyor. Aslında wordpress.com ve blogspot.com gibi güzel servisler varken, blog yazmaya yeni başlayan insanlar, ülkemizdeki yanlış kararlar yüzünden bu heveslerinden mahrum bırakılıyorlar. Elbetteki bu ücretsiz servisler bir süre sonra yetmemeye başlıyor ve kendi adreslerine geçmek istiyorlar ama özellikle yeni başlayanlar için bu durum bir zor oluyor. Ve hiç yoktan önlerine az da olsa bir maliyet (domain + hosting) çıkıyor. Ben de bu konuda çevremdeki kişilere olabildiğince yardımcı olmaya çalışıyorum.

    Blogspot’tan kendi adresinde wordpress alt yapısını kullanmak isteyenler için sağladığım hizmette bu güne kadar en büyük sıkıntıyı blogspot’taki fotoğrafların taşınamamasından dolayı yaşıyorduk. Bilindiği üzere blogspot’tan yazıları, kendi alanınızdaki wordpress’e aktarmak çok kolay. Ayarlar bölümünden içe aktar diyorsunuz ve blogspot’u seçiyorsunuz. Bu sırada eğer blogspot’unuzun olduğu google hesabınızdan bağlıysanız blogspot adresinizi otomatik olarak görüyor ve size sadece bir tuşa basmak kalıyor. Ve bu özellik sayesinde blogspot’taki bütün yazılarınız, wordpress’e aktarılıyor.

    Fakat blogspot bu çıktıyı xml olarak verdiği için (yani tam olarak dosya aktarımı alamıyorsunuz) aktardığınız şekilde fotoğrafları hala blogspot üzerinden görüyor. Yani blogspot engelli olduğu için kendi adresinizde bütün yazılarınız olmasına rağmen fotoğraflarınız boş gözüküyor. Hal böyleyken fotoğrafları bir şekilde, wordpress’i kurduğunuz barındırma alanına taşımanız gerekmektedir. Şimdiye kadar sorduğum arkadaşlarımın çoğu bu işi manuel olarak yapmış ama çok fazla fotoğrafı olan siteler için bu çözüm çok mantıklı görünmüyor.

    Geçen hafta aldığım blogspot’tan wordpress’e taşıma işinde, blogspot sahibinin yazıdan daha çok fotoğraf ağırlıklı bir sitesi olduğu için bunun için mutlak bir çözüm arayışına koyuldum. İlk aklıma gelen, wordpress’ten tekrar bir xml çıktı alıp (dışa aktar) ya da phpMyAdmin üzerinden replace all komutu yazmaktı. Lakin, google’ın blogspot hizmetinde fotoğraflar için kullandığı birden fazla server vardı. Yani adresiniz.blogspot.com/uploads/fotograf.jpg diye standart bir yol olsa, adresiniz.com/uploads/fotograf.jpg diye tüm yolları değiştirebilirsiniz. Ama bir yazıdaki yazılar bile farklı sunucu yollarına gönderilmiş. (1bp,2bp,3bp,4bp tabi bu değişikliğin dışında .com/ ‘dan sonra bir çok farklı karakter ile klasörleme yapılmış. Sitedeki bütün fotoğrafları Picture Downloader gibi programla indirsek bile replace all yapmak için yine çok vakit ayırmak gerekiyor. Bu iş için bir çok çözüm düşündüm ve aradım ama ulaştığım hiçbir sonuç sağlıklı bir sonuç vermedi. Ta ki şu eklenti ile karşılaşana kadar:

    Blogger Image Import – Reloaded

    Taşıma işleminden sonra bu eklentiyi çalıştırarak, bütün fotoğraflarınızı kendi server’ınıza aktarabilirsiniz. Eklenti birkaç günden beri yapmak istediğim replace all fonksiyonunu çok iyi beceriyor ve bütün fotoğrafları upload klasörünüze atıp, yollarını otomatik olarak değiştiriyor. Yani eklenti sizin bütün fotoğrafları indirmenize ve bir kod yazmanıza gerek bırakmadan, tek tuşla fotoğraflarınızı da taşıyor. Size kalan tek şey Ayarlar bölümünde eklentiye blogspot adresinizi yazmak ;)

    Bu eklenti wordpress.org adresinde bulunmuyor, bu sebeple olabilecek sorunlardan ben de sorumlu değilim :) Ben denedim çalıştı ve başkaları da belki faydasını görür diye paylaşmak istedim. Keyifli bloglamalar ;)

     
    • wp 10:34 on 18 Nisan 2011 Permalink

      Aynı şeyi bir süre önce ben de tecrübe ettim. Nedense bloggerdeki içeriği wordpress.com üstündeki bir bloga taşırken resimler wordpress hesabına yükleniyor ama hostingdeki wordpresse taşırken yüklenmiyor.

  • admin 16:23 on 12 March 2011 Permalink | Reply
    Tags: otomatik tamamlama, , wordpress arama, wordpress arama çubuğu, wordpress arama fonksiyonu   

    Otomatik Arama Tamamlama 

    Aşağı yukarı herkes sitesinde arama çubuğu kullanıyor, peki bu arama çubuğunda yazdığımız şeyleri mesela Google’daki gibi otomatik önermesini ister misiniz?

    (More …)

     
  • admin 15:46 on 03 February 2011 Permalink | Reply
    Tags: sabit yazı, sticky post, wordpresss   

    Anasayfada sadece sabit yazıların görüntülenmesi 

    WordPress’in sabit yazılar (sticky post) özelliğini herkes önemli bir yazısı için en az mutlaka bir kere kullanmıştır. WordPress yönetiminden sabit seçtiğiniz yazı en üste duracak şekilde konumlanır. Geçtiğimiz haftalarda yapmış olduğum bir sitede müşteri ana sayfada sadece sabit olarak seçtiği 4 tane yazının görüntülenmesini istemişti. Ana sayfada query_post ile 4 yazıyı göster yaptığımızda 4 tane sabit yazıyı en üste taşıyor fakat o sabit yazılardan sonra eklenen (tarih olarak) yazıları da eklemeye devam ediyordu. Yani showpost=4 kodumuz sadece normal yazılar için geçerliydi, kaç tane sabit yazı varsa artı olarak da 4 tane normal yazı basıyordu. Aradığım kod ana sayfada sadece istediğim kadar sabit yazı özelliğini taşıyan yazıyı basmaktı. Google amca sağolsun aramanın gücüne biraz daha inancımızı arttırdı ve bu sorunumuzu da çözmüş olduk.

    Anasayfada “sadece” ve istediğimiz kadar sabit yazının gösterilmesi için gereken kod:

    (More …)

     
    • ozer 21:53 on 15 Aralık 2011 Permalink

      saol çok işime yaradı ..

  • admin 12:54 on 13 January 2011 Permalink | Reply
    Tags: lorem ipsum, otomatik yazı,   

    WordPress Otomatik Yazı Eklemek 

    Tema yaparken en çok ihtiyaç duyduğum konulardan birisi de içerik. Çünkü içerik olmadan kodlarınızın çalışıp çalışmadığını bilemezsiniz. Şimdiye kadar ya konuyla ilgili saçma sapan içerikler eklerdim hızlıca ya da deneme başlık, deneme içerik gibi sadece yer tutması için post açardım. Ve inanın böyle bir konuda hiç ihtiyacım yokmuş gibi arama bile yapmadım, sağolsun Bülent Sakarya‘nın gösterdiği bir eklenti çok işime yaradı ve hemen sizlerle de paylaşmak istedim.

    Lorem Ipsum Post Generator eklentisi ile istediğiniz kadar yazıyı istediğiniz kadar paragraf sayısı ile tek tuşla ekleyebiliyorsunuz. Bu eklenti sayesinde ciddi bir süre kazandım tema yazarken. Bir de keşke resim de ekleseymiş yazılara tam olacakmış :) Neyse buna da şükür…

    Eklenti Adresi: Lorem Ipsum Post Generator

     
    • Tolgahan Demirayak 09:44 on 29 Ocak 2011 Permalink

      Dün yeni açtığım bir sitede PageNavi eklentisini test etmem gerekti bu eklenti sayesinde testi birkaç dakikada hallettim. Yoksa sürekli yazı açmam gerekiyordu bu da bayaa bi zaman kaybı yaratacaktı. Dediğiniz gibi keşke resimde ekleseydi ama yinede iş yapar bu eklenti :D

    • adı 21:48 on 27 Şubat 2011 Permalink

      deneme bir ikin

  • admin 02:32 on 06 January 2011 Permalink | Reply
    Tags: kategori, kategori listesi, kategori listesinden çıkartmak, kategori listesinden kaldırmak,   

    Yazının kategorilerinden istemediğimizi çıkartmak 

    WordPress iç sayfalarında

    <?php the_category(', ');?>
    

    ile yazının kategorilerini listeliyoruz fakat bu listeden istediğimiz kategori başlıklarını kaldırmak için exclude komutu yetmiyordu, bunun için şöyle bir yol varmış:

    function exclude_post_categories($excl='', $spacer=' '){
       $categories = get_the_category($post->ID);
          if(!empty($categories)){
          	$exclude=$excl;
          	$exclude = explode(",", $exclude);
    		$thecount = count(get_the_category()) - count($exclude);
          	foreach ($categories as $cat) {
          		$html = '';
          		if(!in_array($cat->cat_ID, $exclude)) {
    				$html .= '<a href="' . get_category_link($cat->cat_ID) . '" ';
    				$html .= 'title="' . $cat->cat_name . '">' . $cat->cat_name . '</a>';
    				if($thecount>1){
    					$html .= $spacer;
    				}
    			$thecount--;
          		echo $html;
          		}
    	      }
          }
    }
    

    Bu kod satırını temamızın içinde bulunan functions.php dosyamızın içine ekliyoruz, eğer yoksa hemen bir functions.php dosyası açın ve bu kodu yapıştırın ama tabiki

    <?php the_category(‘, ‘);?>
    

    kodunun yerine

    <?php exclude_post_categories('15,20,30',', '); ?>
    

    kodunu kullanın. Burada 15,20,30 kategori ID'leridir. Kaldırmak istediğiniz kategori ID'lerini virgülle ayırarak ilk tırnak içine yazın, işlem tamam, artık iç sayfada mesela özel bir alan için açtığınız kategorinin adı gözükmeyecektir.

     
  • admin 18:16 on 04 January 2011 Permalink | Reply
    Tags: 2.sayfa, pagenavi, sayfalama, sayfalama eklentisi,   

    WordPress 2. sayfada farklı dizayn kullanmak 

    WordPress sitenizde, 2. sayfaya geçtiğiniz zaman farklı stil kullanmanız gerekebilir ya da orada farklı reklamlar göstermek isteyebilirsiniz. Oldukça kalabalık bir anasayfaya sahip olan bir müşterimin sitenin altında bulunan 3 adet yazısının sayısını arttırmak istediğinde siteyi daha fazla uzatmaktansa, 3. yazıdan sonra 2. sayfaya geçmesinin daha iyi olacağını anlatıp, onayını aldıktan sonra yaptığım tek şey showpost=3 yapıp pagenavi eklentisini kurmak oldu. Ama diğer yazıları okumak için 2.sayfada yine sitenin en altına kadar ilerlemek gerekiyordu. İşte böyle bir durumda 2. sayfaya geçildiğinde sadece header bölümünün olmasını ve altında da 4. yazıdan listelenmenin devam etmesini istedim. Pagenavi ile böldüğüm zaman hem kalabalık sayfadan her seferinde aşağıya inmek ve de her sayfada 3er yazı göstermektense, 2. sayfada 4.yazıdan sonra 10′ar 10′ar sayfaların devam etmesi daha sağlıklı olacaktı. Aradığım tek şey ise 2. sayfaya farklı bir .php dosyası yazabilmekti. Bunun için kullanacağını kod şu:
    (More …)

     
  • admin 04:19 on 07 December 2010 Permalink | Reply
    Tags: , domain, internetten nasıl para kazanılır, internetten para kazanmak, para kazanmak   

    30 gün 30 domain – 1 

    Herkese merhaba birçok alanda blog sahibi biri olarak ve geçimini tamamen bu bloglardan kazanan biri olarak kişisel siteme içerik üretmeyi hep ihmal ediyorum. Aslında bir çoğunuz gibi bir haberi aldığım zaman ya da aklıma gelen bir şeyi sıcağı sıcağına hemen yazmayı çok istiyorum ama nedense yıllardır buna bir türlü adapte olamadım. Teknolojinin sürekli ilerlemesiyle bulunduğum her yerden bu yazıları yazabilme imkanım olmasına rağmen nedense bir türlü kişisel sitemi rayına oturtamadım. Galiba birçok site sahibi olmanın zorluklarından birisi de bu, birçok alanda site sahibi olunca ve bunlardan da gelir elde edince oralara içerik üretmekten burayı çok ihmal ediyorum. Ama son haftalarda aldığım kararlar içerisinde kişisel blogumu da biraz aktifleştirmek gibi bir planım var. Arkadaşlarım her zaman benden en azından o kadar çok şey üretirken karşılaştığın hataların çözümlerini yaz, bunları bizimle paylaş deseler de uzun zamandan beri onları dinlemediğim için özürlerimi de dile getirmek istiyorum. Bundan 2 yıl öncesine kadar tema ve eklenti çevirileri dahil olmak üzere, özellikle WordPress adına bir çok faydalı bilgiyi buradan paylaşıyordum, sonra bu bilgilerimi özel bir sitede paylaşma isteğim doğunca burayı boşladım ama bu özel siteyi de bir türlü hayata geçiremeyince elimde çok bilgi birikti. Artık daha fazla dallanıp budaklanmadan elimdeki site sayısını bir süre sabit tutup öncelikle kişisel bloguma aktif bir rol kazandırmak istiyorum. Sonrasında ise sizlerle güzel bir maceraya çıkacağız, bu macera öncesi sizlere hazırlanmanız gereken şeyler hakkında bilgiler de vereceğim ve hepbirlikte bir ay boyunca her gün bir domain satın alarak, 1 yıl sonunda ne kadar para kazanabileceğimizi notlayacağım buraya. Bunun için biraz hazırlık yapmam gerekiyor ve sonrasında sizin de hazırlanabilmeniz için notlarımı sizlerle paylaşmayı planlıyorum. Bu maceranın sonunda kazandığımız parayla da belki güzel bir etkinliğe imza atar, bu paranın bir kısmını hayırlı işlere harcarız. Şimdilik sizlerden tek isteğim uzun zamandan beri yalnız bıraktığım bu blogu tekrar aktif bir şekilde takibe almanız ve birkaç gün içerisinde paylaşacağım notlara göre kendinizi hazırlanamızdır, sadece 30 adet domainle 1 yıl sonra ciddi bir gelir kazanmayı istiyorsanız ya da en azından denemeye değer diyorsanız takipte kalın. Bu süreç içerisinde hem sizlerle deneyimlerimi paylaşacağım hem de sorularınıza cevap verebilmek için sizlere ciddi bir vakit ayırmayı planlıyorum. 30 gün boyunca aldığımız domainleri de buraya yazıp gelişimlerini, hatalarını, artılarını ve eksiklerini hep birlikte paylaşacağız ve sonunda neler olacağını hep birlikte göreceğiz, öncelikle biraz zamana ihtiyacımız var ve unutmamız gereken bir sözle satırlarımı sonlandırmak istiyorum.

    “Kulun bir planı varsa, Allah’ın da bir planı var.”

    Bu yüzden inşallah diyoruz…

     
    • Murat 23:13 on 06 Ocak 2011 Permalink

      Bunu bir kişinin 30 domain alıp içerik sağlaması şeklinde değilde, 30 farklı kişinin bloklarının sıkı bir destek mekanızmasıyla desteklenmesini sağlasak kazanç yinede yeterli olmaz mı?

    • admin 12:33 on 10 Ocak 2011 Permalink

      30 farklı kişinin birbirini desteklemesi çok zor, çok bencil bir milletiz, herkes önce kendi sitesini düşünecek ve hep bana diyecek bunlarla uğraşmaktansa sadece vereceğim kurallara uygun oynayanların kazanacağını belirtmek bana daha mantıklı geldi. Ha ama şöyle bir sıkıntı var zaten hala başlatmadım, çünkü 30 farklı domain yönetmesi gerçekten çok zor bir iş. Bu sebeple daha farklı kurgu yapıp, stratejiyi biraz değiştirmem gerekiyor. Ve bu seriyi vakit bulup başlattıktan sonra artan işlerimle zaten mevcut sitelerime bile çok bakamadım. İlk uygun zamanımda devam edeceğim inşallah.

    • Murat 17:28 on 30 Ocak 2011 Permalink

      aslında en azından her sitenin 3-4 site ile işi birliği içerisinde olması gerekir, yada şöyle geliştirilen bir eklenti ile 30 siteden yazı sonlarında 5 tane rastgele siteden yazı seçilmesi sağlanabilir(Allah Allah nasıl yapabiliriz acaba böyle bir eklenti) gelen bağlantıların etkisi çok büyük gerçekten. 30 domain öğrenci bütçesine göre değil, ve bu 30 siteye ayrı içerik sağlamakta çok zor.

  • admin 20:42 on 09 October 2010 Permalink | Reply
    Tags: markup   

    Sitelerin üzerini çizin, notlar ekleyin ve paylaşın. 

    Bugün süper bir servisle karşılaştım, hemen sizlere duyurmak istedim. Tarayıcınızın yer imlerine ekleyeceğiniz bir kod ile girdiğiniz sitelerin üzerinde çizimler yaparak, yazılar ekleyerek paylaşabileceğiniz bir uygulama bu. Bir arkadaşınıza site adresi gönderirken dikkat etmesi gereken yerin altını çizmek istediğinizde yardımınıza koşacak. Sağa bak, solda şunun altında gibi anlatana kadar ya da printscreen alıp, point’te çizip gönderene kadar tek tuşla bu paylaşımı gerçekleştirebileceksiniz. Bunu yapabilmek için ilk önce http://markup.io/ adresine girerek sağ alt köşede bulunan Get Markup şeysini, tarayıcınızın yer imlerine ekleyin.

    Sonra paylaşmak istediğiniz siteye girin ve yer imlerine eklediğiniz o adrese tıklayın, tarayıcınızın sağ üst köşesinde bir alan açılacak, kalem rengi ve boyutunu seçip sitenin üzerine dikkat edilmesi gerekn yeri çizebilir ve hatta üzerine not da ekleyebilirsiniz. Ve hemen ardından size bir link vericek, arkadaşınız bu linke tıkladığı zaman o siteyi sizin çizdiğiniz gibi görecek… Sanırım örnekle daha iyi anlatacağım:

    Diyelim ki ben nasilyap.com sitesinde bir içeriği arkadaşıma göstermek istiyorum, hemen yer imlerimden MarkUp ‘ı seçip çizip linki alıyorum:

    Görselde gördüğünüz gibi sitenin üzerinde istediğim kalınlıta ve renkte çizgi çizebildim ve yine istediğim bir renkte yazı ekleyebiliriyorum, üstelik yazının yeri taşınabiliyor. Ve bu işlem için hiç bir siteye üye de olmuyorum, site hemen bana bir kod üretiyor ve arkadaşıma gönderiyorum:

    http://markup.io/v/6tcwjagannzq

     
    • kaya 17:52 on 21 Kasım 2010 Permalink

      teşekkürler hemen yapacammm..

c
compose new post
j
next post/next comment
k
previous post/previous comment
r
reply
e
edit
o
show/hide comments
t
go to top
l
go to login
h
show/hide help
shift + esc
cancel