Bir Tokat Gibi: Fırtına

Bizim kız tam bir deniz aşığı. Bütün hafta denize gidelim diye tutturuyor. Tabiki hafta içi mesai saatlerinin haricinde bu pek mümkün olmadığı için sadece pazarları denize gidebiliyoruz. Bu pazar günü ise uyandığı gibi “-denise, denise, tum, tuma bas, küreyk, tumda, bıcı bıcı…” kelimelerini sayıklamaya başladı. Yani denize gidip, kuma basmayı, kova ve küreği ile kumda oynamayı, sonra da denizde yüzmek istediğini belirtti :)

Sabah o kadar muhteşem bir hava ve o kadar durgun bir deniz vardı ki, evde fazla vakit kaybetmeden hemen deniz kenarına indik. Ezgi kumla oynamaya başladığında hafiften rüzgar çıktı, hava kararmaya başladı. Ama bunlar denize girmek için sorun değildi, biraz sahilde oyalandıktan sonra denize girdik, su inanılmaz güzel, temiz ve berraktı. Ama hava bir yandan kapanmaya başlıyor, rüzgar kendini hissettirmeye devam ediyordu. Sonra bir de şimşek çaktı mı hemen denizden çıkıp eve gittik. Eğer yanımda Ezgi olmasaydı, oh birazdan yağmur yağacak ne kadar güzel yüzülür ha derdim ve o fırtınaya yakalanabilirdim… Rüzgarın etkisiyle çocuk üşümesin diye eve gittim. Evimiz 5. katta, 80 basamak çıkana kadar 3-5 şimşek sesi daha duyduk, eve girdiğimizde Ezgi hemen banyoya girdi, yıkandıktan sonra hava iyice kararmıştı ve aşırı bir yağmur başlamıştı. Denizde saçma bir şekilde deli dalgalar, su yüzeyine vuran dolu tanelerinin çıkarttığı garip şekilleri videoya almak istedim. Bu videoyu çekmekteki tek amacım denizin üzerindeki delilikti. Derken balkonlardaki tentelerin uçuşması ve rüzgarın şiddetini arttırması, birşeylerin uçması, devrilmesi, hayatımda içinde bulunduğum en şiddetli fırtınayı belgeleme fırsatı yakaladım. Olaydan 20 dakika sonra biri gelse, ortalık günlük güneşlik, heryer kuru, ama etraf savaş alanı gibi. Ne oldu deprem mi oldu? diye sorarlar. Hayır bir fırtına vurdu bizi. Ne olduğunu bilemeden, çaresizce, bir tokat gibi…

Günlük güneşlik bir hava, 20 dakikalık bir felaket ve tekrar hayat normale dönüyor, sanki hiç birşey olmamış gibi.

Çatılar, bacalar, balkonlardaki tenteler herşey uçtu gitti, pencereler patladı, camlar kırıldı gitti, evlere su bastı, arabaların üzerine kiremitler düştü, felaketin seyrinde sokakta 10cm’lik bir su birikintisi vardı, rüzgar durdu, güneş açtı, arkadan sokağa sanki bir dere aktı, bütün tepelerin suyu aktı geldi, su 20cm olmuştu bir ara. Allah’tan deniz kenarında oldu bu olay, ya suyun akıp gidebileceği bir yer olmasaydı? Bu kadar ani su birikmesi ciddi bir sel felaketi ile sonuçlanabilirdi, suyun akma olanağı varken bile 20cm su içinde kalmıştı heryer. Acısını yaşayan bilir, 20cm birşey mi der ama benim için ciddiydi. Aslında ciddi olan fırtına zamanıydı. Bir tokat gibi… Ne yapacağını bilemiyor insan, bir güç seni ve etrafındaki herşeyi savurup atıyor. Ayakta durmak imkansız, Allah’tan bir can kaybı olmadı, yağmur başlayınca herkes evine girdi, zaten o sırada sokakta biri olsaydı görüntülerde de göreceğiniz üzere kafasına birşey düşmemesi büyük bir şans olurdu. Allah korumuş herkesi…

Hele o karşı taraftaki balkonun çatısı, Allah korusun birinin üzerine düşseydi… Aniden… Ne acı…

Fırtına sırasında bizim balkon rüzgarın şiddetine ters yöndeydi, yine de evin içerisinden çekim yaptım çünkü etrafta mermi gibi uçuşan cam parçaları, kiremitler, balkonlardaki eşyalar…vs vardı. Ters yönde olmama rağmen balkonda durmak çok zordu, uçup gidebilir insan… Zararın ne boyutta büyük olduğunu farkedemiyorsun önce, görüş alanım sadece ön balkondu, diğer cephelerden çekim yapmam imkansızdı. Anca fırtına şiddeti azaldığı zaman bakabildim, zaten o zaman gördüm bir çok bacanın devrildiğini. Sonra herkes aşağıya indi, arabasına baktı, aparmanlara dolan, balkonlarına dolan suyu boşaltmaya başladılar. Depolardan eşyalar çıkartıldı… İnsanlar yakınlarını aradı ama dünyanın buradan haberi yoktu. Neredeyse sadece bizim siteye vurmuştu bu tokat. Çünkü arkamızda fabrika var ve büyük bir arazi, rüzgarın vurduğu ilk yapı biz olduk. Bizden sonra 2-3 sokaklarda sadece şiddetli bir yağmur anısı vardı. Biz ise fırtınayı yaşadık. İnanılmazdı. O gün Şehnaz mesaideydi, ben de hemen onu aradım, hiç birşeyden haberi yok, inamadı da, hele denizden çıktık ardımızdan fırtına patladı dediğimde daha da telaşlandı. Ya yetişemeseydik?…

Twitter’dan bir twit attım. Sağolsun bir kaç arkadaş aradı sordu, “-iyi misiniz?” diye, sağol dedim, birşey yok. Ama korktuk tabi. Çaresizdik… Bir güç bizi silip atabilirdi. Yine twit’ime karşılık durumu soran arkadaşlarım oldu, DM’ler geldi, facebook’tan yorumlar geldi o an etrafı temizlemekten ve içeri dolan suları boşaltmaktan vakit bulup geri dönemedim. Sonra yorgunluktan ve belki de biraz korkudan uyudum kaldım. Cevap veremediğim arkadaşlarımdan özür dilerim. Bu video yaşadığım olayı biraz olsun anlatacaktır. Kimilerine göre basit gelebilir. Ama ben evlerin bile yıkılabileceğini düşündüm. Bundan sonra belki uzun bir süre şimşeklerden korkabilirim, bana fırtınayı hatırlatır. Bir tokat gibi…

Fırtına dindikten sonra, herkes bir olup etrafı temizledi. Oradaki dayanışma mükemmeldi. Tek başına yaşayan yaşlı bir teyzenin evine gençler gitti, yaşlı çiftler tek tek dolaşıldı. O an evde olmayan herkes aranıldı. Komşusunu tanımayan bile tanıdı o gün, dedim ya bir tokattı. Biz o gün dayanışmayı öğrendik… Sonra denizde yüzen şezlong, şemsiye…vb plajda ne varsa alıp götürmüş, çöp kutularında evlerden atılan kırılan eşyalar, saksılar, sandalyeler, masalar kaldı anı olarak. Şimdi ise camcının, çatıcının, bacacının günü. İyi iş çıktı bizim siteden :D

Bir Tokat Gibi: Fırtına from Can Paçacı on Vimeo.