Yandaş medya kelimeleri ile hükümet kelimesini yanyana getirmek bir suç değil, bir düşünce özgürlüğüdür. Herkesin her düşüncesini özgürce ifade edemeyeceğini biliyorum ama yine de o kadar saçma davalar açılıyor ki, sadece gülüp geçemiyoruz. Sansür bize vurduğu zaman hükümetin 3-5 kişi olarak nitelendirdiği yüzbinlerce kişi meydanlara dökülebiliyor. Ama bir dava söz konusu ise herkes susuyor. Aman bizi de içeri alırlar mı?!

Yaklaşık 3 yıl önce internet üzerinden takip ettiğim bir blog yazarına, kendisi de Bursa’da olduğu için ulaşıp, tanışmak istedim ve her ay düzenli olarak buluştuğumuz toplantılarımızdan birine çağırmıştım. Evet kendisine hayrandım, çünkü çok iyi şeyler yazıyor, yazmakla kalmıyor çok da iyi şeyler çiziyordu. Bunu üreten beyin normal bir insanda bulunmazdı ve böyle bir zeka ile mutlaka tanışmalıydım. Tanıştıktan sonra kendisine daha çok hayran oldum ve hatta ona iş teklifinde bile bulunmuştum. Şartlarımız ortak olduğu sürece beraber çalışmıştık ve onun sayesinde çok da güzel işler ortaya çıkmıştı. Fakat ailesi biz seni 4 yıl boşuna mı okuttuk, neden okuduğun bölümle ilgili bir işte çalışmıyorsun, internet de neymiş, yazıp çizince koca bulamazsın diye dayatınca bizden ayrılmak zorunda kalmıştı. Sonra bir plazanın içinde, herkes gibi, normal bir insan olmak konusunda hayat tokatlarını atıyordu birbir. Bu ülkede farklı olmak sorundu… Ki kendisi herkes gibi yaşamaya zorlanırken blogunu hiç bırakmamıştı, hala daha yazıyordu.
Derken, bir gün telefon geldi, bana dava açtılar ne yapmam lazım. Sesi üzüntülü, kendisi harap, hapse girme korkusuyla yüzyüze gelmişti. Ne yazdın ki diye bile sormadım, birşey olmaz sen sadece dediklerimi yap dedim.
Ne yazdın ki diye soramazdım, çünkü ne yazabilirdi ki?! Bu ülkede düşünce özgürlüğü var arkadaşım!
Kendisi, heryerde bulunan ve hep güldüğümüz bir komik isimler listesi oluşturmuştu. Hani vardır ya adı ve soyadı mağdurları. Bu isimler yıllardan beri her türlü mecrada konu edilebiliyordu. Bu blog yazarı arkadaşımız ise kendi hayatındaki komik isimleri listelemişti. Sonra bu mağdurlardan birisi dava açıyor. Sen benimle dalga geçemezsin! İyi de seninle dalga geçen yok arkadaşım, senin fotoğrafını mı kullandık, adresini, telefon numaranı mı verdik? Dünya üzerinde o isme sahip olan tek sen misin? Ha, evet ise ve gerçekten mağdursan git ailene dava aç! Asıl manyak olan onlar! Asıl seninle dalga geçen onlar! Öye bir soyisme, öyle bir isim koyarsanız kusura bakmayın ama komik olur.
Ve ne yazıkki bunu benim yazmam, böyle komik isimlere örnek vermem de yasak!
Bu kişi bir gün arama motorunda kendi adını soyadını arıyor, bu blogu buluyor, aman Allah’ım benimle dalga geçmişler diye hemen dava açıyor. Belki de bu kadar komik bir isme sahip olan bir kişi sadece bu yolla para kazanabilir!
Sevgili devletimin memurları ise bu blogu araştırmaya başlıyorlar. Blogspot üzerinden yayın yaptıkları için yazara ulaşmaları imkansız. (Ve bu yüzden her seferinde yazara ulaşamadıkları için blogspot gibi servisleri toptan sansürlediler.) Sonra nasıl akıl ediyorlar bilinmez, bu blogun facebook sayfasını buluyorlar. Boşuna CSI dizilerini izlememişler, araştırma yöntemlerine hayran kalıyorum. Facebook sayfasının kurucusu oladuğunu gördükleri kişiyi, aha blog sahibi budur diyerek araştırıyorlar sistemlerinden ve hemen bir telefon açıp, emniyete gelmesi gerektiğini söylüyorlar.
Kızlarını yıllarca okutmuş aile bunu duyunca deliye dönüyor. Biz sana yazma dedik! Biz sana çizme dedik! Bu ülkede memur olacaksın! Rahat edersin….
Arkadaşım emniyete gidiyor, bu kısma kadar kendisi de neden çağırdıkları hakkında bir bilgi sahibi değil. Sadece internetle alakalı olduğunu biliyor, başka da bilgi vermemişler. Emniyette söylüyorlar, şu isim size dava açmış. O kim ki? Var mı böyle bir insan gerçekte? Biz şaka sanıyorduk!?
Memur bile gülüyor aslında ama görevini yapıp savunmasını alıyor…vs. Sonra o yazıyı kaldırmasını istiyor karşı taraf, ve işte biraz para, biraz hapis cezası gibi süsler de iletiyorlar yanında. Sonra arkadaşım avukat avukat geziyor. Bilmemne kanununun, bilmemne maddesince dava açılmış, kesin hapis! Evet hepsi böyle söylüyor, bir kişi bile kıza bak tamam hapis ama bu senin ilk suçun, komik bir ceza öder kurtulursun gibi şeyler söylemiyor. Hani onu bırakın zaten yaptığı şey suç değil! Kanun milattan önce yazılmış, dava ona göre açılmış. İlla o maddeden yargılanmak zorunda da değil! Yazıyı kaldırır, baskı hatası der, özrünü diler olur biter. Anlaşılabilir yani bir derecede! Yok ama avukatlar konu ne, suç ne daha anlamadan dinlemeden, o kanunun o maddesinden çok korkmuşlar. Haliyle arkadaşım da epey korkuyor. Ben şöyle savunma ver, şunu de bunu de, birşey olmaz dememe rağmen, avukat olmadığım için beni sallamıyor ve kendince bir savunma veriyor. Olaylar büyüyor, işe çok farklı boyutlara geliyor. Kamu davasına dönüyor…vs
Aile baskısı biryerde üzerine bir de dava eklenince, kişi sistemin yarattığı koyun olma modunda hızlıca ilerliyor. Blogunu kapatıyor, facebook, friendfeed…vs hesaplarını kapatıyor. Maazallah! Ot yazsam, bok anlarlar diye artık hiç yazmıyor.
İnternet bir blog daha kaybetti!
Gelelim ikinci konumuza 6 yıldan beri blog yazan ve sürekli takip ettiğin başka bir arkadaşıma ise başbakan dava açıyor. Hem de kendi kullandığı cümlenin aynısını blogunda kullandığı için! Kendisi miting alanlarında gürlerken, diğer partilere bu lafı söylerken, blog yazarı arkadaşımız bunu söylediğinde suç oluyor. Üstelik kendisi kendi alan adı üzerinden, kendi isim soyismiyle yayın yapan birisi. Hemen davadan haberi oluyor, 2 yıl hapis isteniyor, başbakanımızın imzası olan bir duruşmaya katılması isteniyor. Neden? Yazdıklarından dolayı!
Bu ülkede yazdıklarından dolayı hapse girmiş çok insan var. Hatta öldürülenler var. Sistem koyun üretmek istiyor. Aradan sivrilenlerin önünü kesmeye çalışıyor. Kendilerine uymayan fikirleri yayanları içeri atıyorlar. Sadece kendi fikirleriyle dolu gazeteler, televizyonlar, dergiler, radyolar üretiyorlar. Yani satın alıyorlar. Şimdi de internetleri satın almaya çalışıyorlar. Artık medya onlara karşı birşey yazamıyor, önünü yıllar önce kestiler. Şimdi de sosyal medyayı bir tehdit olarak görüyorlar. Blogları sansürlüyorlar, blog yazarlarını hapse atmaya çalışıyorlar. Hatta twitter’da yazanlara bile dava açıyorlar. Sonra ne oluyor…
6 yıldan beri muhteşem içerikler yazan arkadaşım, artık blogunda siyasetin “s” harfini bile kullanmıyor.
İnternet bir blog daha kaybetti!
Şimdi ben bile bu yazıyı yazarken, ulan bana da dava açarlar mı diyerek, kaç cümlemi düzenleyerek yazdım. Ve evet başta gürleyen ben, ben de koyun oldum. Baş kaldıramıyorum, tehdit ediyorlar. 140 karakterimden bile korkuyorlar.
(More …)
Ayhan 10:04 on 11 Mayıs 2012 Permalink
Ağabey, sistemi sevdim. Yakında geleceğim yanınıza ama facebook sisteminde sorun mu var?
admin 13:40 on 15 Mayıs 2012 Permalink
Facebook Login sistemindeki sorun giderildi.